Enver Aysever'den Sırrı Süreyya'ya sert sözler!

Enver Aysever, internet sansürünü, Aykırı Kumpanya'yı ve Türkiye'deki siyasi atmosferi değerlendirdi.
Bu haber 2014-02-21 11:19:10 eklenmiş ve 3531 kez görüntülenmiştir.

- Enver Aysever'le Aykırı Kumpanya'yı konuşmak için buluştuk. Ancak memleketinde her gün yeni bir gündem olunca konular dallanıp budaklandı ve Aysever ile Gezi'den, CHP'ye, son dönemlerdeki internet sansüründen, 'çocuk gelin'e , Türkiye'de sıkça dillendirilen hukuk ve adalet kavramlarına ve daha birçok mevzu üzerine konuştuk.


>>Her yere sansür var, tiyatroya müziğe. Bu dönemde Aykırı Kumpanya'yı başlattınız...

Sansür istibdat dönemlerinin aracıdır ve Türkiye'de de Allaha şükür bu dönemi hiç bitmez. Fikirden, edebiyattan, sanattan, düşünceden, korkan insanlar baskı yaparlar fakat sahne sanatlarının en güzel tarafı da bu baskı dönemlerinde zirve yapmasıdır. Bercht'in ne kadar yaratıcı olduğunu görüyoruz.. Bugün de tiyatrolar ayağa kalkıyorlar, yazarlar sözlerini daha yüksek sesle söylüyorlar.


>>Aykırı Kumpanya'da neler yapıyorsunuz?

Ali İsmail Korkmaz için öyle bir beste yapıldı ki futboldan çıkmayacak bir duyarlılık oluştu. Bir genç ölür ama bayraklaşır. Biz de o şarkıda direniş yasaklarını ortaya koyduk. 'Ahlaksız Soytarılar'da ise Türkiye'de Alevi-Sünni, Türk-Kürt gerilimi üzerinden yapılan tartışmaları ele aldık. 'Kızlı-Erkekli'de; bir çocuğun 11 yaşında ırzına geçiyorsun, 12 yaşında anne yapıyorsun, 13 yaşında da öldürüyorsun. Burada hiçbir ahlaksızlık yok fakat insanlar sevgiyle, aşkla sevişip, öpüşünce bu ahlaksızlık oluyor. Bunun altını çizmek istedim.


>>Aldığınız tepkiler nasıl?

Aykırı Kumpanya'nın şuanda Türkiye'de kulaktan yayılıp gittiğimiz her yerde bu kadar büyük bir kitleyle karşılaşmasına bayılıyorum. Her gittiğimiz yerde yurekten bağ kuruluyor, gönül dostlukları kuruluyor. Samimiyet elimizdeki en büyük silah. Bellek tazeliyoruz, kahkaha atıyoruz, beraber duygulanıyoruz.


***


'Sende iman yok bende şarap'

>>Türkiye'de sıklıkla dillendirilen kavramların başında hukuk, demokrasi, adalet geliyor. Şöyle bir baktığımızda bunların içini doldurabiliyor muyuz?

Bir imam ve Bektaşi yan yanaymış. İmam "Allah'ım bana iman ver" diyormuş Bektaşi de "Allahım bana şarap ver." Üç-beş dakika sonra imam; "Ya sen ne biçim bir adamsın Allah'a şarap diye yakarıyosun." Bektaşi de "Herkes kendinde olmayanı ister." Şimdi sende iman yok, bende şarap yok. Demokrasi hukuk diyoruz da 'demokrasi fetişizmi' bir palavra. Ülke entelektüel olarak çöl olacak, gericilik alıp başını gidecek, cemaatler her tarafta buyurgan olacak, eğitim sistemi alabildiğince çökmüş olacak, insanlar düşünmeyecek, örgütlü toplum olmayacak ama bir rey hakkı olacak o da demokrasi olacak. Bu kadar polis devletine dönmüş ülkede herhalde biz buna demokrasi demiyoruz. Bu baya otoriter, korkunç rejim.


>>Cumhurbaşkanı onayladı ve artık sansürlü bir internetimiz var. Ne dersiniz?

Bu olayların iki boyutu var. Biri internetin bir silah gibi kullanılması diğeri de hukuk açısından bakılması. Bir kılıç gibi insanların mahrem dünyasına saldırmak çok çirkin. Bir insanın özel hayatında kiminle ne yaptığının bir kamu yararı yoktur eğer devleti pazarlamıyorsa. Bir diğer taraf ise yolsuzluk ile ilgili ses kayıtlarının düşmesi. Burada kamu yararı gözetmek son derece önemli. Bir bilgiye sahip olmamız kamu yararı konusunda ne işimize yarayacak? Bütün bunların kararını hukuk vermeli. Peki Türkiye'de hukuk var mı? Hayır.


>>Başbakan'ın internet sansürünü değerlendirmesi hakkında ne söyleyeceksiniz?


Recep Tayyip Erdoağan'ın kafası otoriterdir. Kafasında bir dünya tahayyülü vardır. Gelişmiş bir toplumu taşıyacak biçimde değildir. Dolayısıyla Başbakan bugün kendi konumunu sağlamlaştırmak için hamleler yapmaktadır.


>>Bu yasaklar yarın daha büyük bir ayaklanmalara vesile olmayacak mı?

Hiç kuşku yok. Gezi insanlarda korku duvarını ortadan kaldırdı. Yoldaşlık duygusunu geliştirdi. Bu bir solcu gibi sınıfsal bakış acısından olmayabilir ama hayatına sahip çıkma ilk defa politik olma hafife alıncak şey değildir. Bunun üzerinden siyaset yeniden düşünülmeli ve biçimlendirilmelidir.


>>Savcılar tecavüze uğrayan bir kız cocuğu için 'bira içmiş rızası var' diye iddianame hazırlıyor... İnternet sansürünü gerekli göstererek kendilerinin itibarsızlaşacağından endişeli bir grup da var...

Bugün dünyanın her yerınde olduğu gibi Türkiye'de de çocuk pornosu suç. Ama başka bir şey daha var. 11 yaşında bir çocuğun ırzına geçiliyor ve adına da 'çocuk gelin' deniliyor. Bunun adı vahşet, bunun adı tecavüz. Ve buna karşı hafifletici sebep "çocuk gelin" tanımı. Yalan söylemeye gerek yok nereden baksan zaten itibarsızlaşmışsın.


>>Aykırı Sorular'a konuk ettiğiniz Ayşe Kulin "Biz Ermenileri, Yahudiler gibi durup dururken kesmedik" dedi. Bir yazarın böyle bir düşünceye sahip olması tedirgin edici değil mi?


Bir yazarın devlet algısının yanında olması iyi bir şey değildir. Bir yazarın demesi gerekenden çok uzak bir yaklaşım. Neden kendimi Osmanlı'yla ve devletle bir tutayım ki? Bu ülkedeki Ermeni nasıl hissediyor önce buna bakmak gerek. Bir avuç Ermeni kalmış, bu insanların can güvenliği var mı yok mu belli değil! Daha dün İstanbul'un göbeğinde Hrant Dink'i herkesin bildiği bir cinayetle katlediyorsun.


***


Sağcılık aşktan uzak durmaktır

>>Antakya Gezi Direnişi'ne en çok destek veren illerden. O bölgede de, Gezi'nin karşısında olan hükümet "kahraman polisiniyle" gençlerin ölümüne de neden oldu. Bugün yerel seçimlerde ise AKP'li bir isim CHP aday gösterildi.. Bunu nasıl yorumluyorsunuz?


Antakya gibi bir yerde, bu kadar acının yaşandığı bir memlekette bir tane bile solcu, halkın acısını çekmiş, halkı birleştirecek bir insan bulamıyorsan bu büyük bir meseledir. Türkiye maalesef Kemal Kılıçdaroğlu'nun sağcılık hastalığına kurban gidiyor. Sağcılık TOKİ'dir, denizi doldurmaktır, tatsız tussuz sohbetlerdir, edebiyattan uzak düşmektir, aşık olamamaktır, dayanışma kültüründen uzak durmaktır, Geziyi anlayamamaktır.


>>Madem CHP üzerinden konuştuk, sizin parti meclisinde olduğunuz dönemde CHP'ye 15 sosyalistin geçeceği gibi bir durum vardı. Neden olmadı?

Kemal Bey'e sosyalist siyasileri parlementoya taşıyalım, bunun için de ÖDP'den Alper Taş, Hayri Kozanoğlu, TKP'den Erkan Baş ve bu isimler dışında Eşber Yağmurdereli gibi birkaç isim olsun dedim. Sırrı Süreyya'yı da söylemiştim bundan dolayı pişmanım. Allah beni affetsin (gülüşmeler) Ama bu insanları CHP rozetiyle zorlamayalım meclise girince kendi kimlikleriyle devam etsinler demiştim. Tabii sosyalistler de kavun değil ki... Yani Ufuk Uras'ı var, Sırrı Süreyya'sı var..

 

Birgün-Aydın Demir

 

petek temizliği
ETİKETLER : Enver Aysever Ali İsmail Korkmaz CHP Sırrı Süreyya Önder Tayyip Erdoğan
Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer GÜNDEM haberleri
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
Muhalifgazete.com
© Copyright 2010 Muhalif Gazete. Tüm hakları saklıdır. Sitemizde Son Dakika Haberler Yayınlanmaktadır.Yurttan ve Dünyadan En Son Haber Başlıklarını ve Gelişmeleri Haber Sitemizde Bulabilirsiniz.